Mevlânâ Celaleddin Rumi: Konya'daki Hayatı ve Ebedi Mirası
Görsel: Niels Elgaard Larsen / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
Büyük mutasavvıf Mevlânâ'nın Belh'ten Konya'ya uzanan yolculuğunu, düşünce dünyasını ve bugün müze olarak yaşayan mirasını keşfedin.
Konya denince akla gelen ilk isimlerden biri, asırlardır gönüllere hitap eden Mevlânâ Celaleddin Rumi'dir. Asıl adı Muhammed Celaleddin olan bu büyük düşünür, sonradan kendisine verilen Mevlânâ ve Rumi isimleriyle anılır. Efendimiz anlamındaki Mevlânâ unvanı, daha genç yaşta Konya'da ders vermeye başladığı dönemde sevenleri tarafından verilmiş ve zamanla isminin önüne geçmiştir. Rumi ise Anadolu demektir; ömrünün büyük bölümünü Diyar-ı Rum olarak bilinen bu topraklarda, Konya'da geçirmesi ve türbesinin burada bulunması nedeniyle bu isimle anılmıştır.
Belh'ten Konya'ya Uzanan Yol
Mevlânâ, 30 Eylül 1207 tarihinde, bugünkü Afganistan sınırları içinde yer alan ve o dönemin önemli Türk kültür merkezlerinden Belh şehrinde dünyaya geldi. Soyu, anne tarafından on dördüncü göbekte Hazreti Hüseyin'e, baba tarafından ise onuncu göbekte Hazreti Ebu Bekir'e dayanır. Babası, Sultânü'l-Ulema yani Alimlerin Sultanı unvanıyla tanınan Muhammed Bahaeddin Veled'di. Devrinin en büyük alimlerinden olan Bahaeddin Veled, hem ilmiyle hem de vaazlarıyla halk üzerinde derin etkiler bırakıyordu.
Bahaeddin Veled, dönemin yöneticileriyle yaşadığı anlaşmazlıklar ve artan Moğol tehlikesi nedeniyle Belh'ten ayrılmak zorunda kaldı. 1212-1213 yıllarında ailesi ve dostlarıyla yola çıkan kafile, önce hac farizasını yerine getirmek üzere Bağdat üzerinden Mekke'ye gitti. Dönüşte Şam, Malatya, Erzincan ve Karaman'a uğradıktan sonra nihayet Konya'yı seçtiler. Bu yolculuk sırasında Nişabur'da ünlü mutasavvıf Feridüddin Attar ile görüştüler. Attar, genç Mevlânâ'nın alnındaki kemali fark ederek ona Esrarname adlı eserini hediye etti ve babasına, Bu senin oğlun, alemin yüreği yanıklarının yüreklerine ateşler salacak dedi. Şam'da ise Muhyiddin İbnü'l-Arabi, Bahaeddin Veled'in arkasında yürüyen Mevlânâ'yı görünce, Sübhanallah! Bir okyanus, bir denizin arkasında gidiyor diyerek hayretini dile getirdi.
Konya'da Yeni Bir Hayat
Aile, Karaman'da bir süre konakladıktan sonra 3 Mayıs 1228'de Selçukluların başşehri Konya'ya yerleşti. Bahaeddin Veled, dönemin sultanı Alaeddin Keykubat tarafından büyük bir saygıyla karşılandı. Mevlânâ, babasının vefatından sonra onun yerine geçerek Konya'da dersler vermeye ve vaazlar vermeye başladı. Babasının manevi mirasını devralan Mevlânâ, kısa sürede Konya'nın ilim ve irfan hayatının merkezinde yer aldı. Onun Konya'ya dair sözleri, bu topraklara verdiği değeri gözler önüne serer: En iyi ülke Anadolu ülkesidir; fakat bu ülkenin insanları mülk sahibi Allah'ın aşk aleminden ve deruni zevkten çok habersizlerdir.
Mevlânâ'nın hayatında dönüm noktalarından biri de Şems-i Tebrizi ile tanışması oldu. Bu karşılaşma, onun düşünce dünyasında derin izler bıraktı ve eserlerine yansıdı. Mevlânâ'nın öğretisi, hoşgörü, sevgi ve insan sevgisi üzerine kuruluydu. Onun en büyük eseri olan Mesnevi, bu öğretinin en önemli kaynağı olarak kabul edilir. Mevlânâ, 17 Aralık 1273'te Konya'da vefat etti. Ölüm günü, onun için bir ayrılık değil, sevgiliye kavuşma anlamına geldiğinden Şeb-i Arus yani Düğün Gecesi olarak anılır.
Mevlânâ Müzesi: Ebedi İstirahatgah
Mevlânâ'nın türbesi, Konya'nın simgelerinden biri haline gelmiştir. Yeşil Kubbe olarak bilinen türbe, dört kalın sütun üzerine inşa edilmiş ve zamanla yapılan eklemelerle genişlemiştir. Osmanlı sultanlarının bir kısmının Mevlevi tarikatına mensup olması, türbenin özel bir önem görmesini ve iyi korunmasını sağlamıştır. Bugün Mevlânâ Müzesi olarak hizmet veren bu kompleks, 1926 yılından beri ziyaretçilerini ağırlamaktadır. Müze alanı, bahçesiyle birlikte 6.500 metrekare iken, çevresindeki bölümlerin istimlak edilerek Gül Bahçesi olarak düzenlenmesiyle 18.000 metrekareye ulaşmıştır.
Müzede Mevlânâ'nın sandukası, mezar örtüsü, Mesnevi'nin nüshaları ve Nisan tası gibi kıymetli eserler sergilenmektedir. Ayrıca Mevlânâ ve aile fertlerinin mezarları da burada bulunmaktadır. Müze, her yıl yerli ve yabancı binlerce ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Bahçede yer alan ve Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılan şadırvanın göbeğinin Germiyanoğulları Beyliği tarafından hediye edildiği rivayet edilir.
Mevlânâ'nın Günümüze Uzanan Mirası
Mevlânâ'nın öğretisi ve eserleri, sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada ilgiyle okunmaya devam ediyor. Onun hoşgörü ve sevgi mesajı, yüzyıllar ötesinden bugünün insanına da hitap ediyor. Konya, bu büyük düşünürün mirasını yaşatmak için her yıl çeşitli etkinlikler düzenliyor. Mevlânâ Müzesi, bu mirasın en somut göstergesi olarak ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Onun düşünceleri, insanlığa sevgi ve hoşgörüyle yaklaşmanın evrensel bir örneği olarak hafızalarda yerini koruyor.
Mevlânâ'yı anlamak, aslında insanı ve sevgiyi anlamaktır. Konya'ya yolunuz düştüğünde, bu büyük mutasavvıfın manevi iklimini solumak ve onun ebedi istirahatgahını ziyaret etmek, unutulmaz bir deneyim olacaktır. Onun Gel, ne olursan ol yine gel çağrısı, kapılarını tüm insanlığa açık tutuyor.
Kaynak: konya.bel.tr, tr.wikipedia.org
Görsel: Niels Elgaard Larsen, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı