İçeriğe geç
  • Dolar 49,3929
  • Euro 55,3027
  • Sterlin 65,6314
  • Bitcoin 4.041.050 ▼ %1,90

Gündem

Altınokta Körler Derneği Başkanı Özen: Doğru politikalarla 'engeller' aşılır

Altınokta Körler Derneği Aydın Şube Başkanı Bayram Özen, engellilerin toplumun bir parçası olduğunu belirterek, "Sorunlarımızın çözümü zor değil. O imkan ve potansiyel mevcut. Sadece doğru politikalar gerekli" dedi.

Altınokta Körler Derneği Başkanı Özen: Doğru politikalarla 'engeller' aşılır

Altınokta Körler Derneği Aydın Şube Başkanı Bayram Özen, engellilerin toplumun bir parçası olduğunu belirterek, "Sorunlarımızın çözümü zor değil. O imkan ve potansiyel mevcut. Sadece doğru politikalar gerekli" dedi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın resmi verilerine göre, 215 bin 76 görme engelli var. Altınokta Körler Derneği'ne göre ise bu rakam yaklaşık 1 milyon. Toplumun tüm kesimleri gibi yüzbinlerce görme engellinin de sosyal hayattan ekonomiye kadar yaşadığı bir yığın sorun bulunuyor.

15 Ekim Dünya Beyaz Baston Körler ve Güvenlik Günü bu tabloyla karşılanırken, Altınokta Körler Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Şube Başkanı Bayram Özen, görme engellilerin sorunları, çözüme ve toplumun engellilere yaklaşımına dair Mezopotamya Ajansı'ndan İbrahim Açıkyer'e konuştu.

Görme engellilerin özgürlüğünü ve bağımsızlığını sembolize eden bir araç olarak gördükleri beyaz bastonun sokaklarda güvenliği sağladığını belirten Özen, 15 Ekim'in hem önemine hem de beyaz bastonun görme engelliler için ne denli kıymetli olduğuna vurgu yapmak için alanlarda açıklama yapacaklarını söyledi. Aynı zamanda beyaz bastonunun önemini vurgulayan farkındalık seminerleri ve yürüyüşler de gerçekleştirmeye devam edeceklerini dile getiren Özen, ancak tek başına tüm sorumluluğun yüklenmesinin yeterli olmadığını kaydetti. Özen, "Evet, beyaz baston bizim bağımsızlığımızı, güvenliğimizi, özgürlüğümüzü sağlıyor ama erişilebilir kentler, şehirler, asıl güvenliği sağlayacak olan onlardır. Erişilebilir kentler derken şöyle; örneğin bir kaldırıma hissedilebilir yüzey taşının yapılması da tek başına bir şey ifade etmiyor. O yolların üzerine esnaf tarafından gelişigüzel konulan önümüze ya masa geliyor ya sandalye geliyor ya da gelişigüzel konmuş bir esnafın standı, dolabı geliyor. Ortopedik engelli bir arkadaşım da aynı şekilde tekerlekli sandalyesiyle gidemediği için zorlanıyor. Keza bebek arabası kullanan kadın da zorlanıyor" diye belirtti.

"Toplumda birlikte yaşadığımız unutulmamalı"

"Biz daha yolun başındayız, diyebiliriz. Gidilecek çok yolumuz var" diyen Özen, şunları söyledi: "Yürütülecek çok mücadelemiz var. Toplumun daha fazla bilinçlenmesi için bizim en büyük destekçimiz basın, bizlerin sesini ne kadar çok duyurabilirseniz bu konuda farkındalık daha fazla oluşmuş olacak. Bir binaya ruhsat vermeden önce nasıl ki, depreme dayanıklı olup olmadığı kontrol ediliyorsa yine aynı şekilde binanın bir engelli için ne kadar, girişinden tutun asansör, merdiven, tırabzanlara, merdivenlerdeki bantların olup olmadığına varıncaya kadar gerekli kontroller yapılarak, varsa eksikliği tamamlanması istenerek, bina ruhsatı verilmeli. En nihayetinde şehirde, ülkede hep birlikte yaşıyoruz."

"Verilen maaşla ancak ekmek alınıyor"

Türkiye'de 12 milyonun üzerinde 15 milyona yakın engelli olduğuna dikkat çeken Özen, "Ailelerimizle birlikte 30 milyona yakın bir nüfus oranımız var. Anayasamız çok açık. Madde 2 der ki; Türkiye Cumhuriyeti devleti, laik, sosyal, hukuk devletidir. Biz bundan ne anlamalıyız? Sosyal devlet, vatandaşlarının ihtiyaçlarının tamamını gideren devlet demektir. Bugün bizim kullanabileceğimiz bir beyaz baston bin 500 TL. Yaklaşık birkaç yıldır reçetemize yazılmaya başlandı. Peki devlet bunun ne kadarını ödüyor? Hemen hemen 200 liraya yakın 160 küsur gibi bir rakamını ödüyor. Bu 160 lira için benim hastane koridorlarında o eziyeti çektiğime değmiyor. Şu anda yüzde 70 ve üzeri engeli bulunan arkadaşlarımıza verilen 8 bin küsur lira engelli maaşıyla, yüzde 70'in altındaysa raporu 6 bin küsur lira ile aylık devletin ödemekte olduğu 2022 maaşıyla geçinmeye çalışıyor. Beyaz baston çabuk kırılabilen bir şey. Gelişigüzel üzerine basılıyor, mazgallara takılabiliyor, araba geçiyor üzerinden. Kırıldığında bu kişi bin lirasını, bin 200, bin 300 lirasını, devletin ödediği rakamı çıkardığımızda, beyaz bastonuna verse, bitti. 7 bin lirayla, aya bölseniz bu parayı ekmek anca alabilir. Alamaz yani, günde tek başına 1 ekmek alabilir" dedi.

"İstihdam ve ekonomik koşullar geliştirilmeli"

Engelli istihdam olanağının artırılması gerektiğini ifade eden Özen, "Özel sektörde, kamuda bulunan yüzde 3 kota yüzde 10'a çıkartılmalı, en az. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı. Eğitim alan bir engelli bireyin kullanacağı araç gereç, görme engelli bilgisayar, tablet kullanması gerekiyor. Bunun donanımlarının, kullanacağı bilgisayarın tamamı devlet tarafından karşılanmalı. Engelli maaşlarının bugün yaşanılabilir seviyeye çekilmesi, daha doğrusu biz engelli maaşı demiyoruz. Bizim asıl talebimiz şu; batıda, Avrupa'da, İngiltere'de olduğu gibi çalışsın veya çalışmasın engelli bireye tazminat ödenmesini talep ediyoruz" diye belirtti.

"Engelli tazminatı istiyoruz"

Görme engellilerin aylık ihtiyacına göre her ay tazminat adı altında bir ödemenin yapılmasını talep ettiklerini dile getiren Özen, "Bir görme engelli ayda kaç kez sinemaya gider, tiyatroya gider, beyaz bastonu kırılırsa almak durumunda kalır? Kaç kez toplu taşımayı kullanır, bunlar hesaplansın. Bedeli neyse devlet tarafından tazminat olarak çalışsın, çalışmasın engelli bireye verilsin. Ücretsiz seyahat kaldırılsın. Şunun için kaldırılsın; devlet toplu taşıma kooperatiflerine, belediyelere ödeme yapıyor, engellileri taşıdıkları için. Ancak biz minibüse, otobüse binerken engelli kimlik kartımızı gösterdiğimizde hiç hak etmediğimiz, onur kırıcı muamelelerle karşılaşabiliyoruz. Evet bir cezai müeyyidesi var, bunu yapan toplu taşıma şoförü ile ilgili. Ben körüm, böyle bir muameleyle karşılaştım. Ben insem plakayı nasıl alacağım? Görmüyorum ki plakayı. Böyle bir durumla karşılaştığımda plakayı alamayacağım için benim serzenişim, yaşadığım haksız uygulama, muamele bir şekilde yapanın yanına kâr kalmış noktasına geliyor. Onun için biz diyoruz ki, çalışsın çalışmasın engelli bireye tazminat ödensin. Her yere versin parasını, gönlü rahat, başı dik bütün haklardan istifade edebilsin" diye ifade etti.

"Yıllardır dile getirdiğimiz talepler"

Görme engelli yurttaşların yaşadıkları sorunlara dair çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Özen, taleplerini her fırsatta ilgili bakanlıklara da ilettiklerini söyledi. Bu taleplerin yıllardır dile getirdikleri talepler olduğuna dikkat çeken Özen, "Bugünün talepleri değil aslında. Belki 35 yıldır derneğimizin yürütmüş olduğu, dile getirmiş olduğu talepler. Yavaş yavaş aşamalar kat ediliyor. Dosyalarımızı sunarken çözüm önerileriyle birlikte sunuyoruz, dile getiriyoruz. Taleplerimiz uçuk talepler değil. Yeter ki, kaynaklar doğru değerlendirilsin. Verimli, etkili sonuçlar alınır, taleplerimiz yerine getirilir" diye konuştu.

"Asıl engel empati yoksunluğu"

Aydın özelinde okullarda farkındalık seminerleri verdiklerini ifade eden Özen, "Bizim toplumumuzda olmayan en önemli şey empati yoksunuyuz. Ta ki kendi başımıza gelmeyinceye kadar. Ben görme engelli, işitme engelli değilim. Kaldırımı da kendime göre dizayn ederim. En büyük engel empati yapamamak ve paylaşamamaktır. Empati yaptığımızda bu duyarlılık da artar, bu engel de kaldırılır. İnsanlarda tutkal gibi yapışmış önyargı var. Engelli birey sanki hiçbir şey yapamazmış gibi. Oysa ki, engelliye gerekli destek, imkan ve fırsat yaratıldığında tıpkı toplumda yaşayan diğer bireyler gibi toplum için faydalı şeyler de yapabilir" diye kaydetti.

"Aciz, acınacak insanlar değiliz"

Okullarda hâlâ "benim çocuğum engelli bir bireyle okumasın" diyen aileler olduğunu ifade eden Özen, şunları dile getirdi: "Milli Eğitim Bakanlığı'na da şöyle bir çağrıda bulunabiliriz; müfredata anaokulundan hatta kreşlerden başlamak üzere engelliliğe ilişkin bir ders konulmalı. Ama bu ders anlatılırken korumacı, himayeci yaklaşımla ders anlatılmamalı. Bu dersi verecek olan eğitimciler, öğretmenler alanında ihtisas yapmış kişilerden oluşmalı. Öğretmenler öğrencilerine bir görme engelliden bahsederken 'arkadaşınızı kırmayın, incitmeyin, görmekle ilgili kavramları sakın kullanmayın' gibi korumacı, himayeci, acıyarak yaklaşmasını söylüyorlar. Ne oluyor, bu kez çocuk görme engelli birini gördüğünde aciz, hiçbir şey yapamaz, acınması, korunması gereken bir bireymiş gibi görüyor. O yüzden empati yeteneğimizi geliştirelim. Önyargılarımızdan arınalım."

(MA)

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

Kaynak: Evrensel

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…